Disiplinliğine delalet olan, pek fazla gülmeyen yüz ifadesi, yetenekliliği, sade ve cool oluşuyla moda sektöründe nam salan Amerikan Vogue Moda Direktörü Tonne Goodman, radarımızda. Gelin, Anna Wintour’ın motto’su haline getirdiği “Less is more” u bütün çekimlerinde bizlere aşılayan ve stil sahibi duruşunu moda çekimlerine yansıtan bu dupduru kadını tanıyalım!
Derginin ikonik Eylül sayısının çıkış öyküsünü anlatan “The September Issue” da yer almasıyla edindiği geçici “şöhret” ile değil de, işleri ve “moda direktörü” yönüyle öne çıkıyor, Tonne Goodman. 1970’de henüz 18 yaşındayken ilk adımını attığı Vogue ofisinde, halen özverili ve disiplinli bir şekilde çalışmayı sürdürüyor. Siyahı gardırobundan eksik etmeyen; üniforması haline getirdiği keskin hatlı pantolonları, gömlekleri ve makyajsız haliyle bilinen Tonne Goodman’in ikonik işlerine bayılıyoruz.
Gün ve gece boyunca klasik kıyafet& aksesuar seçimleri yaptığımız takdirde, inanmadığımız bir şekilde kendimizi güzelleştirme hissine kapılmayacağımızı; kim olduğumuzun ve kendimizi bilmemizin kombin yapmak konusunda hayli önemli olduğunu vurgulayan Goodman’in moda ve stil konusunda tam anlamıyla bir “dahi” olduğu aşikar. Ustalaşmış bir isim olmasına ve dergide insiyatiflerini ele alabilecek konumda olmasına rağmen, Anna Wintour’ın kılı kırk yaran anlayışına saygı duyan ve Anna’nın istediklerini kendi özgün stiliyle eşsiz bir şekilde harmanlayan Tonne Goodman, bu yönüyle ayakta alkışlanacak bir isim.
Artık stilin modadan daha önemli olduğunu belirten yetenekli moda direktörü, kariyerine modellik ile başlıyor. Gülmeyi öğrenmeyen ve yüzünde alışılagelmedik bir ifade yaratmak için gözlerini kullanamayan, şirin olmayan; ancak aristokratik bir havaya sahip olan Goodman’in keşfediliş hikayesi de kendisinin sade duruşuyla bütünleşiyor desek yeridir! 14 yaşındayken, yaşadığı apartmanın dışında kısa eteği ve uzun düz saçlarıyla keşfedilen Tonne Goodman’in bir şansı da; ailesinin bir arkadaşı olan ve Mademoiselle dergisinin katkıda bulunan editörü olan Leo Lerman; dergiye sadece yazın çalışacağı bir iş için görüşmeye gittiğinde, Condé Nast asansörlerinde efsanevi yayın yönetmeni ve moda editörü Diana Vreeland’ın ona rastlamış olması.
Anna Wintour’ın; “Amerikan “clean chic” kavramına karşı eşsiz bir anlayışı var. Aslında, bir kuşak aktrislerin kendi zamanlarında nasıl klasik, cool ve doğru olmaları gerektiğini düşünüyor…” dediği Tonne Goodman, ne giydiğimiz ve istediklerimizi ne zaman giyeceğimiz konularında daima özgür olmamızı istiyor. Bizler de kendisinin yarattığı bu akıma uyarak; daha yalın, sade, duru, rahat ve cool duruşları gönülden destekliyoruz. Bizlere bu moda ve stil bilincini aşıladığın için teşekkürler, Tonne Goodman!
-F.matic News-



