2015-09-13

Fashion People: Nevra Karaca




























Vizyoner bakış açısı, fütürist, yaratıcı ve çizgi dışı tasarımlarıyla bilinen Nevra Karaca ile tasarım, dekorasyon ve modaya dair pek çok detayı konuştuk!

* Sizce moda, tasarım ve hikaye anlatımı arasında bir bağ var mı?

Her şeyin hikayeden başladığını düşünüyorum. Elbiseler ve yapılan tasarımlar için anlatılmak istenen hikayenin somutlaşmış hali diyebiliriz. Bu hikayelerin de hayallerden, geçmişten bugüne kadar belleğinizde oluşan imajlardan ve bireysel estetik kaygıların birleşmesinde ortaya çıktığı kanısındayım.

* Koleksiyonlarınızı yaratma sürecinizde, trendlere sırt çevirmeden kişiselliğinizi korumayı nasıl başarıyorsunuz?

Aslında tam tersi; eğer tasarım yapıyorsak, trendlere kesinlikle sırt çevirmemiz gerek. Bu kavram biraz karıştırılıyor. ‘Tasarımcı’ niteliğinde olunduğunda, o sezonun renkleri ve şekillerinin bir önemi olmaması gerekiyor; fakat ticari koleksiyonlar hazırlanıyorsa, durum elbette ki farklı. Örneğin o sene sarı modaysa, sarı renkte kombinler hazırlanmalı veya yüksek bel pantolon modaysa düşük bel pantolon tasarlanamaz.

* Tasarım sürecinin sancılı olduğu yadsınamaz bir gerçek. Tasarım sırasında rahatlamak adına neler yaparsınız?

Rahatken üretemiyorum, aksine rahatsız olmam gerekli. Herkesin üretme süreci farklı; ben karanlıkta olmayı ve biraz acı çekmeyi seviyorum.

* Geçtiğimiz yıl, Paris Galeri Joyce’da sergilenen “Sessizliğin Dili”ne gelirsek… Marka kimliğinizin gelişmesi adına nasıl bir rol oynadı bu sergi, aldığınız tepkiler ne yönde oldu?

Galeri Joyce’daki sergimiz, markamızın birincil hedeflerine uygun ve verimli bir sergi olmuştu. Hayata geçen koleksiyonlarımızdaki avantgarde parçaları, animasyon ve elwire ışıklandırma sistemi ile davetlilere sunduk. Sergiye gelen tepkiler çok olumluydu. Genel olarak kumaş kalitesi, işçilik ve konsept ile alakalı övgüler aldık. 

* Geçtiğimiz yıl Paris Capital de la Creation tarafından “Yılın En İyi Sekiz Tasarımcısı”ndan biri seçildiniz, serginizin göstermiş olduğu global başarı, koleksiyonlarınızın hayranlık uyandıran formları ortada.  Geleceğe dair planlarınız neler? “Nevra Karaca No7” nin bizlere yapacağı hoş sürprizler kapıda mı?

Düşünceleriniz için teşekkür ederim. Ağırlıklı olarak, Paris ve yurtdışında faaliyet göstermeye çalıştık. 2011’den bu zamana kadar, PR anlamında da yurtdışındaki dergilerden iyi dönüşler aldık. Konuştuğumuz üzere, sergileri ve etkinlikler gerçekleştirmeye çalıştık.  Yeni dönemde, ikincil olan hedefimize ağırlık vermeyi düşünüyoruz. Kısacası işin ticari tarafını geliştirmeye çalışacağız. Koleksiyonlarımızda iki farklı tat ile ilerleme kararı aldık. Gelecekçi yorumlar, form ve teknik kumaşlar ile sanatsal projeler, mimari ve endüstriyel tasarımlarla farklı materyal arayışı devam edecek.  İkinci olarak da,  markamızı giysi disiplininde avangarde fakat giyilebilir tatta  ve farklı pazarlarda görmek istiyoruz. Bunun dışında, Türkiye’de de faaliyetlerimizi artırmaya çalışacağız.

* “İlham pano”nuza baksak, size esin kaynağı olan hangi detaylara rastlayabiliriz? Mimari ve dekorasyon, ilham alma sürecinizde nerde konumlanıyor?

Tasarım sürecinde mimari benim için çok önemli; zira araştırma yaparken bütün şehirleri ve zamanları seyahat ediyor gibi hissediyorum. Sadece ‘gelecekçi’ yapıları değil, geçmiş yüzyıllardaki antik yapıları da incelemeyi seviyorum.

* Moda tasarımı kariyeriniz, gerek ofisinizin gerek evinizin dekorasyonunu nasıl etkiledi?

Tasarımlarımdaki gibi dekorasyonda da net çizgiler benim için önemli; fakat dekorasyonda biraz daha etnik düşünebiliyorum. Örneğin renovasyon ile farklı fikirlerle mobilyaları daha yenilikçi hale getirebiliyorum. Bu da benim için ayrı bir haz.

* Dekorasyon konusunda bir “olmazsa olmaz”ınız var mıdır?

Dekorasyonda doğallık benim için önemli. Mekandaki ışık, pencereler ve az eşya ile kendini doğru ifade edebilmek, her ne kadar giysi tasarımlarım soğuk olarak algılansa da; ev veya ofis ortamı benim için huzurlu ve rahat olmalı.

*Oldukça stil sahibi dekore edilmiş bir evde sizce olmaması gereken estetik düşmanı var mı?

Gereksiz depolama amaçlı büfeler ve kitsch halılar.

* Evinizde vakit geçirmekten en keyif aldığınız köşe hangisi?

Evimde keyif aldığım köşeler, mevsime göre değişiyor. Mevsimlerden kış ise;  şöminemin yanında televizyon koltuğum, kitaplarım, mermer şöminenin üzerinde odunlarım olmalı.  Sümerler’den kalma antika minik adam heykellerimi de unutmamak gerek.  Mevsimlerden yaz ise bahçemde turuncu şezlonglarım, beyaz metal masa& sandalyelerim ve her renkte çiçeklerim olmazsa olmazlarım arasında.

* Taşındığınızda asla geride bırakamayacağınız bir obje var mı?

Eşimin annesinin hatırası olan Tutya Heykeli, Işıklandırma Kadın motifli mermer ve bronz ayaklı farklı materyallerin birleşimi, her zaman beni etkilemiştir.

* Tasarıma bakış açınız ve koleksiyonlarda kullandığınız renk paleti, ev dekorasyonunuza da yansıdı mı?

Koleksiyonlarımda -siyah, gri ve beyaz ağırlıklı olarak- genelde daha sert ve minimal renkleri  kullanmayı tercih etmekteyim; fakat ev dekorasyonunda doğallık da benim için önemli. Dekorasyonda zıtlıkları da seviyorum. Örnek vermem gerekirse, eski çağlardan kalmış bir koltuk takımını fütürist bir kumaşla yeniden yorumlamak keyif verici.

* Kütüphanenizin demirbaşları arasında neler yer alıyor?

Genellikle mitolojik ve tarihi efsanelere ilgim var. Tabii ki dönem dönem ilgi alanlarım değişebiliyor. Bunun dışında, bilim kurgu hikayeleri de ilgimi çekiyor. Kütüphanemde eski yayınları, arşivlemeyi seviyorum. Basılı çalışmaların ayrı bir havası olduğuna inanıyorum.

* Mimari ve tasarım adına sizi büyüleyen şehirler hangileri?

Barselona’yı seviyorum; çünkü tarihin her döneminde iyi mimar ve iyi sanatçı yetiştirmiş bir şehir. Geçmiş ve modern mimarinin dengeli harmanlandığı bir şehir olduğunun kanısındayım. Kısacası şehir bir açık hava müzesi gibi.  “Yurtdışında nerde yaşamak isterdiniz?” diye sorsaydınız, onun cevabı da Barselona olurdu.

*Dekorasyon ve moda alanında, Türkiye’den veya yurtdışından birkaç gizli adresinizi öğrenebilir miyiz?

Genova’da Fiera Di Signaglia, her cumartesi günü kurulur. Sandonato, pazar günlerı kurulan bir pazar; mobilyadan giyime birçok ikinci el ürünü çok uygun fiyatlara, hatta belli bir saatten sonra hiç ücret ödemeden alabilirsiniz. 10 Corso Como, Garibaldi’ye yakındır. Dekorasyon için ise İtalya’da her yıl düzenlenen Salone del Mobile’e katılmanızı tavsiye edebilirim; ayrıca Naviglio’daki antika mağazalarını gezebilirsiniz. Yine İtalya’dan bir adres verecek olursam, Milano’daki Understate’de vintage ve moderni bir arada bulabilmeniz olası.

Londra’da vintage ürünleri bulabileceğiniz Blitz London ve Beyond Retro, güzel duraklar. Beyond Retro’nun Stockholm’de de şubesi var. Dekorasyon açısından da Decarotum ve Dog& Wardrobe’un Londra’da güzel parçaların bulanabileceği yerler olduğunu düşünüyorum.
Paris’te ise The Etienne Marcel bölgesinde birçok vintage mağazasına rastlayabilirsiniz. Kiliwatch ve Episode’u özellikle tavsiye ederim. Etienne Marcele’e uğramışken, Allsaints mağazasını da gezmelisiniz.

-F.matic Team-